Sosyal Bilimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal Bilimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bir şirketin iş tasarımı dört stratejik boyuttan oluşur: müşteri seçimi, değer kazanma, stratejik kontrol ve faaliyet alanı...

Müşteri seçimi boyutu, şirketin hitap ettiği müşteri kesimine denk düşer. Müşteri seçiminde anahtar sorular şunlardır:

-Hangi müşterilere hizmet vermek istiyorum?
-Hangi müşterilere katkıda bulunabilirim?
-Hangi müşteriler bana kar etme olanağı sağlayacaklar?

İş tasarımının değer kazanma boyutu, şirketin müşterileri için yarattığı değerden dolayı nasıl ödüllendirildiğini tarif eder.  Geleneksel stilde düşünülecek olursa, satılan ürün ya da hizmet karşılığında değer kazanmak esastır. Ancak ürün merkezli düşünme tarzının aksine, günümüzde şirketler her zamankinden daha fazla değer yaratmaya yönelik değişik mekanizmalara sahiptir. "Müşteriler için yarattığım değerin bir kısmını nasıl kar olarak elde ederim?" sorusu değer kazanma boyutuna ilişkin anahtar niteliğindedir.

İş tasarımında bir diğer boyut olan stratejik kontrol ya da farklılaşma, "Müşteri neden ürünümü alsın?" ve "Benim değer teklifimi rakipleriminkinden farklı kılan nedir?" sorularına verilen cevaptır. Stratejik kontrol, iş tasarımını başarılı bir şekilde yenilemede kritik öneme sahiptir.

İş tasarımının son boyutu olan faaliyet alanı ise, şirket etkinliklerini ürünlerini ve sunduğu hizmetleri tanımlar. İş tasarlayanın sorması gereken kritik soru, "Müşteriye odaklı kalabilmek, yüksek kar elde etmeyi sürdürebilmek ve stratejik kontrol sağlayabilmek için faaliyet alanında ne tür değişiklikler yapmam gerekir?" sorusudur.




Günümüz iş dünyasının temel sorunu karlılıktır. Bulunduğunuz sektörde, nerede kar elde edebilirsiniz? Kar bölgeniz neresidir? Yarın nerede olacak? Kar bölgesi, kar etmenizin mümkün olduğu ekonomik çevredir. Her şirketin hedefi bu bölgeye ulaşmak ve faaliyetlerini burada sürdürmektir.

Geçmişte bu bölgeye ulaşmanın stratejisi: "Yüksek pazar payına ulaş, kar bunu izleyecektir." olarak bilinmekteydi. Yöneticiler, pazar payının peşine düşmenin ve büyümenin şirketi otomatik olarak başarıyı getiren yola götüreceği anlayışıyla çalışmaktaydı.

Pazar payı, ürün merkezli çağın eski kriteri, feneri ve pusulasıydı. Şirketler ürünlerini geliştirmeye ve miktara dayalı ekonomi oluşturmaya odaklanmışlardı. Bu ürün merkezli düşünme beraberinde savaş naralarını getirdi: "Pazardan daha çok pay kap, kar ne de olsa sonradan gelir."

Ancak geçmişte doğru düzgün ilerleyen yollar bugün, tuzaklarla, keskin virajlarla, çıkmaz sokaklarla dolu labirentlere dönüştü. Pazar payı ve üretim artışına giden yola sapan birçok şirket kar getirmeyen duvara tosladılar. IBM, Ford, GM, United Airlines, Kodak gibi sektörlerinde pazar payında lider konumda olan şirketler, 1980'lerin sonlarına doğru karlılıklarının eriyip yok olduklarına şahit oldular ve 1985-1995 yıllarında S&P 500'de başarısız duruma düştüler.

Günümüz dünyası şirketleri: "Ben pazar payı için mi yoksa kar için mi üretiyorum? Pazardaki payım karlı ve canlı mı, yoksa kar getirmiyor ve ölü mü?" sorusu ile başbaşa bıraktı. Artık kar bölgesine ulaşmak müşteriye değer yaratacak iş tasarımı modelleri ile birlikte mümkün olmaya başladı. Şirketler, pazar payını arttırmak yerine, sahip oldukları pazar payının sadakatini arttırarak sürdürülebilir karlılığı ön plana aldılar.



Rekabetin hızla arttığı dünyada geleneksel değerler zinciri yerini modern değerler zincirine bırakmaktadır. Üretici sayısının artışı ile birlikte rekabet artmakta, müşteriler tercihleri ile şirketlerin iş tasarımlarını şekillendirmekteve bu değişim çağımızın pazarlama anlayışını da müşteri odaklı hale getirmektedir.

Geleneksel değerler zinciri; şirketin çekirdek gücü yani varlığı ile başlar. Sonra girdilere ve diğer hammaddelere sıra gelir. Sonra ürün ya da hizmete, dağıtım kanallarına ve en son müşteriye sıra gelir. Bu değer zinciri şirketin varlığı ile başlar, sonra bunu müşterinin isteklerini karşılayacak ürün ya hizmete dönüştürür. Bu düşünme sürecinin çağımızın pazarlama anlayışı doğrultusunda bütünüyle tersine çevrilmesi gerekmektedir.

Müşteriyi merkeze alan modern değerler zinciri ise müşterinin istekleri ile başlar ve sonunda şirketin varlığına, çekirdek gücüne ulaşır. Bu düşünme sürecinde müşterinin ihtiyaçlarına ve önceliklerine odaklanılır. sonra da bu ihtiyaç ve öncelikleri en iyi karşılayabilecek yolların hangileri olduğu tanımlanır. Değer zinciri tersine çevrilir. Bu yüzden de müşteri ilk halkadır, yani her şey müşteri tarafından yönlendirilir.

Günümüz yöneticileri sırasıyla; müşterilerin ihtiyaç ve önceliklerinin neler olduğunu, bu ihtiyaç ve önceliklerin hangi kanallardan giderilebileceğini, bu kanallara en uygun ürün ve hizmetlerin neler olduğunu, bu ürün ve hizmetleri üretmek için hangi hammadde ve girdilerin gerektiğini ve bu girdilerle hammaddeyi karşılayacak malvarlığını düşünmelidirler.






Genel anlamda varlık balonu bir varlığın aşırı değerlenmesi sonucu oluşan fiyatlardaki aşırı değerlenmeyi ifade eder. Finansal piyasalarda bir varlığın fiyatı ve o varlığa olan talep ters yönde ilerler. Bunun nedeni bir varlığın fiyatının artması ile birlikte insanlarda o varlığın getiri sağlayacağı düşüncesi oluşturmasıdır. Örneğin bir hisse senedinin fiyatının artması, o hisse senedinin önemli bir getiri fırsatı sunacağı düşüncesi hisse senedine daha fazla talep oluşmasını sağlayacaktır. İnsanlar fiyatı artan varlığa daha fazla talep gösterdikçe söz konusu varlığın fiyatı aşırı değerlenecek balon oluşacaktır ve bir sonraki aşamada ise insanlar bu varlığın sunduğu kar fırsatlarından faydalanmak istedikleri için borçlanacak ve kredi kanalları oluşturacaktır. Fiyatlar genel seviyesine tekrar döndüğünde ise aşırı değerlenme sonucu oluşan kredi kanalları ve borçlanma ekonomik kayıp olarak kayıtlara geçecektir. Varlık balonlarının ortak özellikleri şunlardır:

-Fiyatlardaki hızlı artış
-Fiyat artışlarının yükselmeye devam edeceği yönünde beklenti
-Aşırı değerlenme
-Ekonomik birimlerin balon oluşan varlığın sunduğu kar fırsatlarından faydalanabilmek için borçlanmaları ve kredi kanallarının oluşması



Tarihin bilinen en eski varlık balonu olan Lale Soğanı Balonu, 1636 yılında Hollanda'da yaşanmıştır. Hollanda toplumu Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı İmparatorluğu'ndan ithal ettikleri lale soğanları ile lale yetiştiriciliği ile ilgilenmeye başlamıştır. Zamanla lale ticareti hatırı sayılır bir gelir sunmaya başlamış ve insanlar lale yetiştiriciliği ile ilgilenmeye başlamıştır. İnsanlar dünyanın çeşitli bölgelerinden Hollanda'ya gelerek lale soğanı satın almış ve Hollanda toplumu bu üretimden zenginlik elde etmiştir. Bu talep karşısında lale soğanı yetiştirmek popüler ve kazançlı bir iş olarak yer edinmiştir.

1630'lu yıllarda Hollanda'da savaşlar bir süre azalmış ve bu olumlu hava ile hisse değerleri, konut fiyatları gibi varlıkların fiyatları artmaya başlamıştır. İnsanlar spekülatif amaçlarla bu varlıkları alıp satmaya yönelmişlerdir. Lale soğanları da bu dönemde ,iyi bir getiri elde edeceği düşüncesi ile, çok yüksek fiyatlardan alıcı bulmaya başlamıştır. Öyle ki, bir adet lale soğanı piyasada 200-250 Gulden aralığında satılmaya başlanmıştır (o tarihlerde ortalama yıllık ücret 200-400 Gulden aralığında seyretmektedir). İnsanlar bu lale tutkusunun sonsuza dek süreceği beklentisi ile, kimi zaman daha var olmayan lale soğanlarını dahi alıp satmaya başlamışlardır. Fiyatlar, getiri beklentisi ile birlikte yükseldikçe yükselmiş ve insanlar geleceğe yönelik sözleşmeler gerçekleştirmişlerdir. Yaptıkları sözleşmelerle daha yüksek fiyata satmayı planladıkları lale soğanları için uçuk fiyatlar ödemeye razı olmuşlardır. 3 Şubat 1967'de azalan talep ile bu balon patlayarak lale soğanı fiyatı normal seviyesine gerilediğinde, lale soğanlarına çılgın ücretler ödeyen hatta daha fiziki olarak var olmayan lale soğanları için yatırım yapan insanların değerleri bir günde çöp olmuştur.

Lale fiyatlarının hızla düşmesi ile, spekülatif amaçlarla sözleşme yapan insanlar büyük bir kayıp yaşamış ve ciddi zarara uğramışlardır. Lale yetiştiricileri, laleleri almayan sözleşme sahiplerini dava etmiştir. Sözleşme sahipleri devletten yardım istemiş, sözleşmelerin yüzde on fiyatla iptal edilebilmesini sağlamıştır. Lale çılgınlığı son bulduğunda, tıpkı günümüzde Florida Balonu denilen konut fiyatlarının aşırı değerlenmesine benzeyen bir kriz yaşanmış ve Hollanda derin bir krize sürüklenmiştir.














Günümüz dünyasının pazarlama trendleri hızla değişmektedir. İşletmeler hızla müşteri odaklı pazarlama stratejileri geliştirmekte, ancak müşteri odaklılık her işletme tarafından doğru anlaşılamamaktadır. Müşteri odaklılık demek, özetle, müşterilerinizin önceliklerini belirlemekten geçer. Söz konusu öncelikler kimi zaman dile getirilirken, kimi zaman müşteriler tarafından dahi fark edilemezler.

Yöneticiler dilen gelen ihtiyaçları açıkça okumakla uğraşır, ancak sessiz ihtiyaçlara  ulaşmak için kayda değer bir yaratıcılık göstermek zorundadırlar.

Bu sessiz, dile getirilmemiş ve bazen bilinmeyen ayrıcalıkları konuşturmanın en güçlü araçlarından biri de ilişki içinde bulunulan birimin sanayici, aile ya da birey olması fark etmeksizin tüketicinin sistem ekonomisini incelemektir.

Tüketicinin sistem ekonomisine, ürün ya da hizmetin bedeli, ürünü ya da hizmeti kullanma, depolama veya dağıtma maliyeti, satın alma işlemleri ve kullanma sürecinde harcanan zaman, tüm süreç boyunca karşılaşılan güçlükler dahildir. Kısaca, söz konusu sistem ekonomisi, üründen ziyade o ürünün ya da hizmetin satın alınması, kullanılması gibi tüm süreci kapsayan bedeldir. Sistem ekonomisi, büyük kutu iken, ürün bu büyük kutunun içinde kalan küçük kutudur.

Özetle, tüketicinin dile getirdiği ihtiyaçlar bütünü sadece ürünü işaret ederken, o ürün ya da hizmeti satın alıp kullanma aşamalarının bütününde dile getirilemeyen sessiz önceliklere odaklanmak, müşterilerinize değer katacak ve sizi farklılaştıracaktır.

Daha önceki yazılarımızda belirtildiği üzere muhasebe süreci işletmenin faaliyetleri işe başlayıp, ilgili dönem sonuna kadar devam etmektedir.
Bu süreç boyunca, işletmenin faaliyetlerini kayıt altına almasını sağlayan evraklar şu şekilde özetlenebilir:

- Fişler (Kasa fişi, mahsup fişi, müşteri dekontu)
- Yevmiye Defteri (Günlük Defter)
- Defter-i Kebir (Büyük Defter)
- Mizan ( Aylık geçici mizan, genel geçici mizan, kesin mizan)

Muhasebe sürecini açılış bilançosu ile başlayıp dönem hareketlerinin kayıt altına alınarak kapanış bilançosu ile sonlanan bir süreç olarak tanımlamıştık.

Muhasebede kullanılan evraklar ile birlikte bu süreci birleştirecek olursak,

İşletmenin faaliyetleri fiş ve faturalar aracılığı ile tespit edilerek, günlük olarak Yevmiye defterine kaydedilir. Bu kayıtlar Defter-i Kebir'e (Büyük defter) aktarılır. Böylece; günlük işlemlerin kayıt altına alınması ve bu kayıtların bir defterde toplanması sağlanmış olacaktır. Daha sonra ise, büyük defterdeki kayıtlar mizan'a  aktarılır. Burada amaç muhasebe kalemlerinin son durumlarını liste halinde izleyebilmektir. Mizan; aylık geçici mizan, genel geçici mizan ve kesin mizan olarak düzenlenir. İlgili yıl sonunda ise, mizanda yer alan veriler kapanış bilançosuna aktarılarak muhasebe süreci tamamlanmış olur.


Örneğin; işletmeye dönem boyunca faaliyetleri nedeniyle para giriş-çıkışı olmuştur ve bu hareketler günlük olarak yevmiye defterine kaydedilmiştir. Yevmiye defterine kaydedilen bu para hareketleri Büyük deftere bakiyeler ile birlikte aktarılır ve son olarak bu para hareketlerinden doğan son bakiye Mizanda 100-Kasa hesabının bakiyesi belirlenirken kullanılır. Mizan üzerinde bir liste halinde belirlenen hesaplar ve tutarlar bilanço hazırlanırken kullanılacaktır.

Muhasebe döneminin başından sonuna kadar geçen sürede yapılan işlemler bütünü muhasebe sürecini ifade eder. İşletme muhasebe dönemini kendisi belirleyebilir ve bu dönem üç ay, altı ay, bir yıl olarak belirlenebilir. Uygulamada en yaygın kullanılan süre bir yıldır.

Muhasebe süreci, işletmenin kurulduğu an ile başlar ve bir sonraki muhasebe dönemine kadar devam eder. 

Örneğin; işletme 20.11.2014 tarihinde kurulmuş ve muhasebe dönemi olarak bir yıllık dönemi kullanmaktadır. Bu durumda 20.11.2014 - 31.12.2014 tarihleri işletmenin ilk muhasebe dönemi olacaktır. Bir sonraki dönem ise, 01.01.2015 ile başlayıp, 31.12.2015 tarihinde son bulacaktır.

Özetle, işletme her muhasebe döneminin başında açılış bilançosu düzenleyecek, yıl içerisinde yaptığı faaliyetleri kayıt altına alacak ve yıl sonunda kapanış bilançosu düzenleyecektir. Bu sayede bir dönemi kapatırken, işletmenin varlık ve kaynaklarını bir sonraki döneme aktarmış olacaktır. Açılış bilançosu ile başlayıp , dönem hareketlerinin kayıt altına aldındıktan sonra bir sonraki döneme aktarılmak üzere kapanış bilançosu düzenlendiği bu periyodik sürece muhasebe süreci adı verilmektedir.

İşletmenin faaliyetlerinin verimlilik, karlılık vb. açılardan değerlendirilebilmesi adına, periyodik dönemlerde izlenmesi hayati önem taşımaktadır.
Bir işletmenin ortaya çıkarılarak faaliyete geçmesi için hammadde, stoklar, araç-gereç, makine, malzeme, taşıt vb. gibi unsurların bir araya getirilmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde bir işletmenin kurulduğundan ve faaliyete geçtiğinden söz edilebilir. Bu unsurlar işletmenin faaliyetlerini yürütebilmesi için ihtiyaç duyduğu varlıklarıdır.

İşletme yukarıda söz edilen varlıklara (para, taşıt, makine) sahip ise, bu varlıkları sağlayan kaynakları da var demektir. Örneğin; işletme ortağının işletme kasasına para koyması ile, işletmenin varlıklarına (Kasa hesabına) ilgili tutar eklenecek, kaynaklarına (Ortaklara Borçlar hesabına) da ilgili tutar eklenecektir. Böylece, işletmenin varlıkları ve kaynakları arasında bir ilişki kurulacak ve değer olarak da bu ilişki denklik oluşturacaktır.

Bir işletmenin kaynakları; sermaye ve borçlar olarak iki ana başlık altında incelenebilir. Bunun sebebi, işletmenin faaliyetlerini gerçekleştirmesi için elinde bulundurduğu varlıkları, iç veya dış kaynaklardan sağladığı tutarlar belirlenecektir.

Sermaye: İşletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki haklarını, değer olarak ifade eder.
Borçlar: İşletmeye varlıklarını finanse etmesinde destek olan üçüncü kişilerin ilgili varlıklar üzerindeki haklarını değer olarak ifade eder.


Örneğin; İşletmenin 10.000.-TL tutarında stokları ve 22.000.-TL değerinde taşıtı bulunsun. Toplam varlıkları 32.000.-TL olacaktır. Ortakların sermaye tutarı 15.000.-TL ise, işletme üçüncü şahıslara karşı 17.000.-TL değerinde borçlu durumdadır. Toplam kaynakları 32.000.-TL olacak ve             varlıklar = kaynaklar eşitliği sağlanmış olacaktır.
Türk Ticaret Kanunu'na göre işletme sayılan tüzel kişiliklerin varlıkları ve bu varlıkları finanse ettiği kaynakları temel muhasebe denklemi bilanço adı verilen bir mali tablo üzerinde sunulmaktadır.

Bir işletmenin, varlıkları (aktifleri) o işletmenin faaliyetinde kullanacağı hammade, malzeme, makine, araç-gereç gibi unsurları ifade eder. Kaynakları (pasifleri) ise; o işletmenin faaliyetini gerçekleştirirken kullandığı aktifleri nasıl finanse ettiğini gösteren unsurları ifade etmektedir. İşletmeye giren herhangi bir girdinin, aynı şekilde nasıl finanse edildiğini gösteren bir başka kayıtla kaynaklar bölümüne de kayıt edilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle bir işletmenin temel bilanço denklemi; VARLIKLAR = KAYNAKLAR şeklinde olacaktır.




Kaydetme: Belgelenen her mali nitelikli işlemlerin (ticari işlemlerin) veya değer hareketlerinin sunulması ve yorumlanmaya hazırlanması amacıyla, işletmenin mükellefiyet türüne göre tutmak zorunda olduğu muhasebe defterlerine kayıt edilmesidir.

Sınıflandırma: Çok sayıda olan işlemlere ilişkin bilgilerin, (örneğin; alış, satış, para, banka vb. gibi) belirli sınıf veya gruplara göre düzenleme işlemidir. Sınıflandırma işlemi, Yevmiye defterine tarih sırasına göre kaydedilen işlem ve olayların, özelliklerine göre sınıflara ayırarak Defter-i Kebir'e (Büyük defter) kaydedilmesi ile gerçekleşir.

Özetleme: Sınıflandırılan işlemler, dönem sonlarında toplanarak daha kolay bilgi vermesi ve yapılan kontrolünü sağlamak için özetlenir.

Raporlama: Kaydedilen, sınıflandırılan ve özetlenen bilgilerin, mali tablolara aktarılması suretiyle muhasebe bilgi kullanıcılarına sunulması fonksiyonudur.

Yorumlama: Raporlar şeklinde özetlenen bilgilerin anlamı ile olaylar ile sonuçları arasındaki ilişki araştırılarak yorumlanır. Bunun için de raporlar finansal analize tabi tutulur. Bunun sonucunda mali tablolardaki bilgilerin ne anlama geldiği belirlenir.
Mali karakterdeki para ile ifade edilebilen işlemlere ilişkin anlamlı ve güvenilir bilgileri sağlayabilecek biçimde verilerin;

- İlgili kaynaklardan toplanmasına
- Doğruluklarının saptanmasına
- Kaydedilmesine
- Sınıflandırılmasına
- Özetlenmesine
- Rapor biçimde sunulmasına
- Yorumlanmasına

Muhasebe denir. Muhasebe verilerinden bir çok kişi ve kurum faydalanır. Bu kişi ve kurumlar; işletme sahipleri, işletme personeli, işçi ve memur sendikaları, kredi kuruluşları, yatırım ve finans kuruluşları, sermaye piyasası yatırımcıları, devlet, diğer işletme ve kurumlara olarak sıralanabilir.



1938 yılında Mordecai Ezekiel tarafından bazı piyasalarda, fiyatlarda görülen dönemsel ve sürekli dalgalanmaları açıklamaya yönelik tarafından ortaya atılan teoridir.

Özellikle tarım ürünleri gibi üretimleri uzun bir zaman aralığına gereksinim gösteren bazı ürünlerin arzını, fiyatta oluşacak bir artışa karşılık yıl içinde arttırmak hemen hemen olanaksızdır. Örneğin; hububatın üretim süresi bir yıl, kauçuğun üretim süresi beş yıldır ve fiyat artışına tepki vermek ancak bir sonraki üretimde mümkün olacaktır. Bu nedenle bir ürünün fiyatında oluşabilecek artış ya da azalış bir sonraki yılın arzı belirlenirken çiftçiyi üretime motive edecek ya da negatif yönde etkileyecektir.

Örneğin;  patatesin fiyatının tavan yaptığı bir dönemin sonrasında, çiftçiler bu ürünün yüksek fiyatı karşısında bir sonraki yıl daha fazla üretecek ve arzın artması ile birlikte bir sonraki dönemde de patates fiyatında düşüş yaşanacaktır.  Dönemler boyunca meydana gelen bu fiyat dalgalanmaların grafik üzerinde oluşturduğu şekiller örümcek ağına benzediği için Ezekiel teorisine Örümcek Ağı Teoremi adını vermiştir. Dönemler arası fiyat hareketleri sürekli dalgalanma,dengeye yönelen dalganma ve dengeden uzaklaşan dalgalanma şeklinde karşımıza çıkabilmektedir.

Kategoriler

Blog Arşivi

Blogu Çevir