Her Gün Bir Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Her Gün Bir Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Teknoloji, yazılım, projelendirme, bulut bilişim derken; meslek dalları da bu değişime uyum sağlamak zorunda kaldı. Bu değişimle beraber, değişik iş dalları da ortaya çıktı. Bunların başında makale yazarlığı, içerik editörlüğü, reklam yazarlığı ve transkription gelmektedir.

Transkription,  belirli bir amaçla kaydedilmiş olan röportaj ve konuşmaların metne çevrilmesi olayıdır. Transkript yapacak kişinin, transkripti yapacağı dilin imla ve noktalama kurallarına hakim olması ve sözlü dili yazı diline güzel bir şekilde çevirebiliyor olması beklenmektedir. Örneğin; sözlü dilde "hadi" diye seslendirdiğimiz kelime yazı diline "haydi" olarak çevrilmelidir.

Transkription yaparken yanınıza alacağınız en iyi şey sabır olmalıdır. Çünkü 15 dakikalık bir röportajın transkripti en az 1 saatini alacaktır.

Transkription yapılıyor iken konuşmalar halinde yazılmalıdır ve yazının başında röportaj içerisinde geçen kişiler belirtilmelidir.

----------------------------------------------------------------------------------

Örneğin,

Hasta: Soruları cevaplayan (röportaj veren) kişidir.
Doktor: Soruları soran hekimdir.

Doktor - Hasta Röportajı 2 

Doktor: Merhaba, nasılsınız?
Hasta: İyiyim siz nasılsınız?
Doktor: İyiyim. Teşekkür ederim. Röportajımızı kabul ettiğiniz için öncelikle teşekkür ederim. Bu projenin amacı....


Günümüzün yaygınlaşan hastalıklarından biri olan epilepsi hastalığı sara olarak da bilinmektedir. Halk arasında "sara nöbetleri geçiriyor" olarak tanımlanan daha çok şuur kaybının görüldüğü bu hastalık, bir grup beyin hücresinin ani bir hücresel elektriğe maruz kalması sonucu vücutta nöbet oluşturmaktadır.

Epilepsi, sinirsel bir hastalık olmasının yanında, nöbetlerin beyindeki sinir hücrelerinin arasındaki akım dengesizliği sonucu oluştuğu belirtilmektedir.

Epilepsi hastalığı ilaç kullanımının yanı sıra psikolojik ve sosyal bir tedavi sürecine ihtiyaç duymaktadır. Hasta eğer bir çocuk ise mümkün olduğunca okulda yalnız bırakılmamalı; genç ya da yetişkin ise ağır işlerde çalışılmamalıdır. Kişinin nöbetini tetikleyen etkenler belirlenmeli ve bu etkenlerden uzak durması sağlanmalıdır.
J eğrisi, devalüasyonun ilk etapta dış ticaret dengesini olumsuz yönde etkileyeceğini ancak bu durumun belirli bir süre geçtikten sonra, ihracat ve ithalat kalemlerini değişmesi ile, tersine döneceğini iddia eden etkidir.

Söz konusu etkinin ilk belirtisi , düşük döviz kuru nedeniyle ihraç mallarının ucuzlaması, ithal malların ise pahalı hale gelmesidir.

Bu etki bir süre sonra ithalat ve ihracat hacimlerinin değişmesiyle tersine döner. Ülkenin dış ticaret hacminin değişmesi iki nedenden gerçekleşir:

-Ülkenin ihraç ettiği mallara olan dış talep, malların ucuzlaması nedeniyle artar.
-Ülkede bulunan tüketiciler, devalüasyon sonucu pahalı hale gelen ithal mal ve hizmetleri satın almaktan ucuzlayan yerel mal ve hizmetlere kayarlar.
Tüketicilerin, herhangi bir mal veya hizmet için ödemeye razı olduğu bir bedel vardır. Örneğin; sıcak bir yaz günü buz gibi bir içeceğe 10.-TL ödemeye razı olabilirsiniz. Ödemeye razı olacağınız bu bedelin yanında bir de bu mal ve hizmetler için piyasada kendiliğinden oluşan ödemenizin yeterli olacağı tutarlar vardır. Ödemeye razı olduğunuz bu bedel ile gerçek piyasa değeri arasındaki farka tüketici artığı denir ve tüketicinin refahını ölçmek için kullanılan göstergelerden biridir. Tüketici artığının en fazla olduğu ürünlerin başında içme suyu gelir.

Toplumsal refahın yüksek olduğu ülkelerde tüketici artığı da yüksektir. Devlet, regulatif kurumların yaptığı düzenlemelerle piyasanın daha rekabetçi hale gelmesini sağlar. Tüketici artığının azalmasına sebep olabilecek birleşme ve satın almaları düzenler, engeller. Rekabet kurumunun temel görevi bu düzenlemeleri yerine getirmektir.

Günümüz dünyasında sigarayı bırakmak üzerine makaleler yazılmış, araştırmalar yapılmış ve çeşitli yöntemler denenmiştir. Ancak konu üzerine nihai sonuç kişinin kendi iradesi ile bunu başarabileceği yönünde olmuştur. Bu yazıda sigaranın zararları gibi klişe konulardan ziyade iki önemli kavram üzerinde durulacaktır: sigarayı bırakmak ve sigara içmemek.

İlk bakışta iki kavram da birbirinin aynısı olarak görünebilir fakat; sigarayı bırakmak toplumun ortak bakış açısı geliştirmesi ile oluşmuş zor bir eylem olarak zihnimizde yer tutar. Halbuki sigara içmemek ise yapılacak eylemin kendisidir. Sigaradan uzak durmak isteyen bir kişinin ilk iş olarak yapması gereken, sigarayı bırakıyorum tuzağının içine düşmemektir. Sigarayı bırakmak deyimi, zor bir işi yapmaya çalışıyorum fikri ile, tekrar içme yönünde motivasyon sağlamaktadır. Sigara içmemek  ise kendi isteği ile yaptığı bir davranışı yapmamak çerçevesinde değerlendirilecek ve kişinin kendi kararını tanımasını sağlayacaktır.

Özetle, sigarayı bırakmak yönünde verilen kararın başarısız olması, o kavramın içine kendimizi iterek başarısız olacağımızı yolculuğun başında kabul etmemizdir. Oysa ki, yaptığın bir eylemi yapmamak çerçevesinde durum değerlendirildiğinde, insanların geliştirdiği sanal bir kavram olan sigarayı bırakıyorum fikrinden ziyade sigara içmiyorum düşüncesine sarılarak iplerin kendi elimizde olduğu fark edilecektir.
Ticaret Kanunu'na göre adi ortaklıklar, iki ya da daha fazla gerçek kişinin bir sözleşme ile bir araya gelerek ticari faaliyet göstermesi ile oluşur. Sözleşme yazılı ya da sözlü olabilir.

Adi ortaklıkların sermaye şirketlerinden farklı olarak bir tüzel kişiliği bulunmaz. Ortaklar sermaye olarak şirkete nakdi ya da emeğini getirebilir. Adi ortaklıklarda ortaklar, tıpkı şahıs şirketlerinde olduğu gibi şirket borçlarından tüm mal varlıkları ile sorumludurlar. Şirket ortaklarının her biri şirketi temsil ve idareye yetkilidir.

Adi ortaklık kurulduğunda sermaye olarak belirtilen mal varlığı şirket kurucularının ortak mal varlığı olarak kabul edilir ve şirketin sağlayacağı kazanç yine ortak mal varlığı olarak kaydedilir. Kar-zarar dağılımı sözleşmede aksi belirtilmediği takdirde sermayeleri ile orantılı olarak değil; eşit olarak paylaştırılır.

Özel hukuk tüzel kişiliklerinden olan ve sermaye şirketlerinin tüm tipik özelliklerini gösteren Anonim şirket, esas sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, ortakların yalnızca sermaye payları ile sınırlı olduğu şirket türüdür.
Ortakların sorumluluğu sınırlı ve payların devri şahıs şirketlerine oranla daha kolay olduğu için çok sayıda kişinin bir araya gelmesine ve çok büyük sermayelerin toplanmasına elverişlidir. Anonim şirketler küçük tasarrufların bir araya gelmesine olanak sağlayarak, büyük sermayeler oluşturur; bu sermayeleri ekonominin hizmetine sunarak büyük yatırımların gerçekleşmesine ve önemli projelerin hayat bulmasına olanak sağlarlar.

Anonim şirketlere ilişkin bazı özellikler şunlardır:

- En az bir kişi ile kurulabilir.
- Genel kurul ve Yönetim kurulu zorunlu organlardır.
- Sermaye en az 50.000.-TL olmalıdır.
- İdare ve temsil yetkisi yönetim kuruluna aittir.
- Kural olarak her pay, sahibine bir oy hakkı verir.

Limited şirketler, tek ortakla kurulabilen, ortakları gerçek veya tüzel kişi olabilen, bir ticaret unvanı altında kurulan ve ortakların sorumluluğu, koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olan şirketlerdir (T.K. 573). Şirket tipinin ismi de zaten bu sınırlı sermaye yapısından gelmektedir.

Limited şirketlerin bazı özellikleri şunlardır:

- Tüzel kişilik ticaret siciline tescil ile kazanılır.
- Şirket sözleşmesinde ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer, işletme konusu, sermaye tutarı ve paylarının oranları, müdürlerin ad-soyad, unvan ve vatandaşlıkları açıkça belirtilmedilir.
- Şirket müdürü ve genel kurulu zorunlu organlardır.
- En az bir ortakla kurulabilir ancak ortak sayısı 50'yi geçemez.
- Şirket sermayesi en az 10.000.-TL olmalıdır.
- Şirketin idare ve temsili ana sözleşme ile müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa verilebilir.
- Şirketin sona ermesi, şirket sözleşmesinde belirtilen hallerde, genel kurul kararı ile, iflasın açılması ile veya kanunda öngörülen hallerde gerçekleşebilir.



Ticaret Kanunu'na göre komandit şirket; ticari bir işletmeyi ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulan ve şirket alacaklarına karşı ortaklardan birinin veya bir kaçının sorumluğu sınırlanmamış, diğerlerininki konulan sermaye ile sınırlanmış bulunan şirket tipidir.Komandit şirketler iki farklı tipte oluşturulabilir.

1- Adi komandit şirket
2- Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket

Kollektif şirketlerden farkı, komandite ve komanditer olmak üzere iki tür ortaktan oluşmasıdır.

Komandite ortaklar, aynen kollektif şirket ortağı statüsündedirler. Bu nedenle komandite ortaklar şirket borçlarına karşı tüm malvarlıkları ile sorumludurlar.Şirket ana sözleşmesinde özel bir düzenleme getirilmemişse, her bir komandite ortak, şirketin ticari faaliyetlerinde idare ve temsil yetkisine sahiptir.

Komanditer ortaklar, limited ve anonim şirket ortakları gibi, şirket borçlarından koydukları sermaye oranında sorumludurlar. Şirketin yönetim ve temsilinde söz sahibi olmayan ortaklardır. Tüzel kişiler de sermaye sağlayarak bir komandit şirkete komanditer ortak olabilirler
.

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin adi komandit şirketlerden farkı; komanditer ortakların ortaklık hakkı, anonim şirketlerde olduğu gibi pay oranına bağlı olmasıdır. Bir diğer deyişle, şirket alacak ve borçlarından koydukları sermaye oranında sorumludurlar.
Ticaret Kanunu'na göre ticari bir işletmeyi ticaret unvanı altında işletmek amacı ile gerçek kişiler arasında kurulan ve ortakların sorumluluğu şirket alacaklarına karşı sınırlandırılmamış şirketlere kollektif şirket denir.
Sermaye şirketlerinden olan kollektif şirketler şahıs şirketlerinin tüm tipik özelliklerini taşımakla birlikte, kendisini kuran gerçek kişilerden bağımsız bir tüzel kişiliğe sahiptir. Kollektif Şirketlerin bazı özellikleri şunlardır :

- Kollektif şirketlerin kurulması en az iki gerçek kişinin bir araya gelmesi ile olur.
- Kollektif şirket ortakları mutlaka gerçek kişi olmalıdır. Tüzel kişiler kollektif şirket ortağı olamazlar.
- Kollektif şirket tüzel kişiliğini ticaret siciline tescil ile kazanır.
- Minimum sermaye tutarı belirtilmemiştir.Ortaklar parasal değeri olan her şeyi sermaye olarak getirebilir.
- Şirketin ticaret unvanında ortaklardan en az birinin adı ve soyadı yer almalıdır.
- Ortakların şirket borçlarından sorumluluğu müteselsil sorumluluktur. (
- Ortaklığa yeni giren bir ortak, şirketin önceki borçlarından da sorumludur.
Şirket alacaklıları, alacaklarının tümünü tüm ortaklardan veya dilediklerinden talep edebilirler)
- Ortaklıktan ayrılan ortaklar ise kural olarak ayrıldıkları tarihten önceki borçlardan sorumlu olmaya devam ederler.


Ticaret şirketleri; şahıs şirketi ve sermaye şirketleri olarak sınıflandırılabilir. Şahıs şirketleri uygulamada gerçek kişinin kendi adına ticari faaliyetlerini yürütmesi iken, sermaye şirketlerinde gerçek kişilerden ayrı bir tüzel kişilik kurulmaktadır. Özel hukuk tüzel kişiliklerinden sermaye şirketleri, Ticaret Kanunu'na göre 4 tip olarak düzenlenmiştir:

1- Kollektif Şirket
2- Komandit Şirket
3- Limited Şirket
4- Anonim Şirket


Ayrıca tüzel kişiliğe sahip olmayan Adi Şirketler de bu gruba dahil edilebilir. Kendisini oluşturan gerçek kişilerden bağımsız bir tüzel kişiliği olmayan adi şirketler en az iki gerçek kişinin bir araya gelerek ortaklık oluşturması ile mümkündür. Kollektif Şirket, Komandit Şirket, Limited Şirket, Anonim Şirket ve Adi Şirketlere ilişkin detaylı bilgi sonraki yazılarımızda açıklanacaktır.

Vergi her zaman konulduğu yerde, kanun koyucunun mükellef olarak belirttiği kişiler üzerinde kalmayabilir. Vergiyi ödeyen kişi onu başkalarına devredebilmektedir. Bu duruma verginin yansıması denir.

Bu durumda vergi, bir mükelleften alındığı halde başka birisi tarafından ödenmektedir. Herhangi bir ürün üzerinde, üretici tarafından ödenmiş olan vergi, ürünün fiyatının arttırılması suretiyle tüketiciye devrolunmaktadır. Örneğin; perakende olarak tekstil ürünleri satan bir işletme, ürünleri satın aldığı anda ödediği katma değer vergisini nihai tüketiciye devretmektedir.

Verginin yansıması;

- İleriye-Geriye Yansıma
- Kanuni-Fiili Yansıma
- Sınırlı-Sınırsız Yansıma
-Mutlak Yansıma

olarak dört farklı kategoride gerçekleşebilmektedir.

1938 yılında Mordecai Ezekiel tarafından bazı piyasalarda, fiyatlarda görülen dönemsel ve sürekli dalgalanmaları açıklamaya yönelik tarafından ortaya atılan teoridir.

Özellikle tarım ürünleri gibi üretimleri uzun bir zaman aralığına gereksinim gösteren bazı ürünlerin arzını, fiyatta oluşacak bir artışa karşılık yıl içinde arttırmak hemen hemen olanaksızdır. Örneğin; hububatın üretim süresi bir yıl, kauçuğun üretim süresi beş yıldır ve fiyat artışına tepki vermek ancak bir sonraki üretimde mümkün olacaktır. Bu nedenle bir ürünün fiyatında oluşabilecek artış ya da azalış bir sonraki yılın arzı belirlenirken çiftçiyi üretime motive edecek ya da negatif yönde etkileyecektir.

Örneğin;  patatesin fiyatının tavan yaptığı bir dönemin sonrasında, çiftçiler bu ürünün yüksek fiyatı karşısında bir sonraki yıl daha fazla üretecek ve arzın artması ile birlikte bir sonraki dönemde de patates fiyatında düşüş yaşanacaktır.  Dönemler boyunca meydana gelen bu fiyat dalgalanmaların grafik üzerinde oluşturduğu şekiller örümcek ağına benzediği için Ezekiel teorisine Örümcek Ağı Teoremi adını vermiştir. Dönemler arası fiyat hareketleri sürekli dalgalanma,dengeye yönelen dalganma ve dengeden uzaklaşan dalgalanma şeklinde karşımıza çıkabilmektedir.
Yasalarca kendilerine hak sahibi olabilme ve borç yükümlülüğü altına girebilme 
yetki ve olanağı tanınmış kuruluşlara tüzel kişi (hükmi şahıs) denir. Bu tür kuruluşlar 
kendilerini oluşturan kişilerden ayrı bağımsız bir kişiliğe sahiptirler. Yasal hükümler çerçevesinde kişilik hakları tanınmış bu soyut varlıkların hukuki işlem yapabilmeleri için zorunlu olan ve tüzel kişi bütününün bir parçası niteliği taşıyan gerçek kişilere de, bu tüzel kişinin organı denir. Örneğin; bir anonim şirketin Yönetim Kurulu ya da bir kollektif şirketin imza yetkilisi ortağı; o tüzel kişiliğin "organı" olarak hareket eder.

Tüzel kişilikler 3 grupta incelenebilir;


1-Özel hukuk tüzel kişiler

2-Kamu hukuku tüzel kişiler
3-Kamu İktisadi Teşekkülleri

Özel hukuk tüzel kişiler; dernekler, vakıflar, kooperatifler ve ticaret şirketleridir.
Kamu hukuku tüzel kişilikleri bakanlıklar, belediyeler gibi kuruluşlardır.
Kamu iktisadi teşekkülleri ise kamu kaynaklarını kullanarak ekonomik alanda faaliyet gösteren devlet kuruluşlarını ifade eder.Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Devlet Malzeme Ofisi (DMO), Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAY-KUR) gibi kuruluşlar kamu iktisadi teşebbüslerine örnek olarak gösterilebilir.

Kategoriler

Blog Arşivi

Blogu Çevir